Damardan Sözler

Sizler için aşağıda harika Damardan Sözler sözlerini derledik. Bu içerik, kısa ve uzun seçeneklerle etkileyici bir şekilde duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Yeni ve güzel ifadelerle zenginleştirilmiş bu Damardan Sözler, sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak dikkat çekmenize yardımcı olacak. Unutmayın, asksozlerikisa.com.tr de bulacağınız bu sözlerle, günlük mesajlarınıza anlam katabilirsiniz.



Beni kaybetmeyi başaranı asla kazanmak için uğraşmam.
Kaybedecek neyim kalmış ceylan gözlüm bu dünyada? Ya sen ya hiç bundan sonra!
Tutacak el bulamazsak biz de elimizi cebimize koyar yürürüz, sıkıntı yok.
Kalbin kemiği yok diye kırılmaz mı sandın?
Kimin gerçeği olursan ol. Artık hayalim bile değilsin!
Unutulmak kadar acıdır bazen yaşamak.
Bazen ne kadar uzağa gidersen git, yüreğin hep bıraktığın yerdedir.
Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor. Ahmet Arif
Kaçınız, çırılçıplak bedenler karşısında yalnızca gözlere baktınız. Sorsalar, güya hepiniz aşıktınız.
Ölürsem beni yârimin kalbine gömün. Mekânım cennet olsun.
İntihar köprüsü gibiyim bu günlerde, gözümden de, gönlümden de düşen düşene.
Verdiği umudu geri alan, aldığı ahı da güle güle kullansın!
Artık hayat, küçükken oynadığım kutu kutu pense’ye benziyor nerdeyse. Çünkü herkes bir bir arkasını dönüyor sadece.
Terkedilen çabuk büyür, hüzün kalana düşse de pişmanlık hep gidenin payına!
Sevmek bazen vazgeçmektir. Kimine göre gidenden, kimine göre kendinden.
Yetimhanede yaşayan küçük bedenlerin, ranzalarına yazdıkları “anne” kelimesi kadar masum olmalı aşk.
Neden sonra farkına varıyor insan ayağına takılan bütün taşları, yoluna kendi döşediğinin!
Bilseydim dünyanın keşkelerden kurulduğunu küçükken ne olmak istiyorsun diye sorduklarında mutlu olmak istiyorum derdim!
Dünyanın ne kadar küçük olduğunu , “Seni dünyalar kadar seviyorum” deyip de gidenlerden öğrendim.
Suç benim değil ki. Şiir kokuyordu bakışların. Yazmamak gözlerine ihanet olurdu.
Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz. Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız; ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.
Kahpeliğin okulu yok ama nedense mezunu çok.
Kendinden geçeceksin unutmak için ama yine de unutamayacaksın. Gözlerini kapatıp uyumaya çalışacaksın ama uyuyamayacaksın ve sadece dalıp gideceksin.
Sustuğum yerde sen varsın. Konuştuğum yerde özlemin.
Üzülmem mi sanıyorsun yürek ağlar gözden önce.
Gözlerinin ‘kahve’sinden koy ömrüme, kırk yılın hatırına ‘sen’de kalayım!
Kalemimin kurşunu bitmiş, öldüremiyorum seni.
Bir zamanlar esen rüzgâra bile meydan okuyan gençliğim. Şimdi ise rüzgârda savrulan bir yaprak gibiyim.
Ruhunda aldatmak varsa, bedenin gözümden düşmüştür.
Bana hoşlandığı adamı anlattı, bende sevdiğim kızı dinledim.
Kaderim gülseydi bir kere, gerek duyar mıydım böyle damardan sözlere.
Seni hatırlatan her şeyde, katledilmiş mutluluklarım var. Her gülüşüm kanla karışık yağmurlu şimdi.
Dertlerimin, acılarımın içinde seni düşünerek mutlu oluyorum, sen benim ilahımsın ve bundan gurur duyuyorum.
Susmak kabullenmek değil, cevaptır. Eğer insan kısa cümleler kuruyorsa, uzun yorgunlukları vardır.
Toprak gibi sessiz olduğum an bil ki, şimşek gibi gökte gürlüyor feryadım!
Zor mudur gözlere bakarken aşkı görmek? Yoksa sadece aşk mıdır gözlerdeki tek gerçek?
Cinayet saati neredeydin diye sorarlarsa unutma ‘gidiyordum’ diyeceksin.
Uzaktan görenler diyor ki ”duygusuz”. Duygusuz olduğum için mi gözlerim kaç zamandır uykusuz.
İnsanların seni en çok sevdiği zaman, onların işine en çok yaradığın zamandır. Bukowski
Hayatta iki şeyi çok iyi bileceksin. Benimsen kıymetini, değilsen haddini.
Öyle yorgun ki hislerim. Artık sana karşı bir şey hissetmeye bile dermanı yok.
Ekmeğime hoşça kal sürdün ya sen, ben şimdi ‘aşk’ karınla; sana, ne şiirler yazarım.
“Neyin var?” Sorusuna, “Sen yoksun!” diyesim var. Bildiğin gibi değil.
Mevsimin suçu yok. Yokluğun soğuk.
Sen bana mı soruyorsun yalnızlığı sever misin diye? Ben ki; ‘çayı bile iki şekerli içerim, birlikte erisinler diye’.
Birçok kişi aşkın yalan olduğunu düşünür. Eğer aşk yalansa, neden acısı bu kadar gerçek.