Üstüme Gelmeyin İle İlgili Sözler
Ecelle sözlü kaderle nişanlıyız! Tesadüfen doğduk ama yaşamak zorundayız!
Yürek söz vermişse dönülmez. Yâre gönül vermişse inkâr edilmez. Bizde yürek zedelenir ama sevgiliye ihanet edilmez.
Çok uzaktasın beni duymazsın unuttun belki de hatırlamazsın hani derdin ya sen bir tanesin bir tanen burada sen neredesin?
Önce sevdiğin terk eder seni ardından uykun. Sonra ne sevdiğin gelir ne uykun!
Üstüme gelme hayat! Daha neyi alacaksın? Ne kırılacak bir hayal, ne de kurulacak bir hayat bıraktın bende.
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. “O olmazsa yaşayamam.” Demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü.
Ey sevgili sen nereden bileceksin ki her gece seni silahımın şarjörüne doldurup defalarca yüreğime sıktığımı. Söyle nereden bileceksin?
Sen bir gülsün, seni koklamak istedim, benim olmanı istedim, dikenlerinle hayatımı aldın canımı acıttın.
Benim hayatta gidecek hiç gemim, yeni hayallere açacak hiç yelkenim kalmadı artık.
Neden sevgililer günü var da yalnızlar günü yok? Biz daha kalabalığız.
Ben senin için ölmeyi değil yaşamayı göze almışken gittin zalim.
Derdim yüreğimde, eller ne bilsin. Aşık Veysel
Seni seviyorum diyenin aşkından şüphe et. Çünkü aşk sensiz ve dilsizdir.
Dedim ya güzelim kaybolmuşum hayalle gerçeğin arasında. Sen misin yoksa sevgin mi anlamadım çünkü sen gayet rahat, dertsiz, tasasız uyuyorsun. Yüklemişsin derdini tasanı.
Ve öyle bir konuş ki bir şehir gibi mesela İstanbul gibi, de ki ölümüne kadar seveceğim seni.
Sev ama mevsimlik olmasın! Yazın açıp, kışın solmasın.
Beni hep yanlış anladın zaten sen. “Geleceğim” ol demiştim, “gel ecelim” ol değil.
İnsan, yarası yarasına denk geleni seviyor demek ki.
Sevenler değer bilseydi eğer bu dünya cennet olurdu güzelim.
Siyahın en derin karanlıklarına kapattın beni elime bir acılı kalp verdin terk ettin yaşamayı aldın elimden hayatın güzelliklerini aldın kötülükleriyle bıraktın beni.
Kolay anlatılıyor acılar, kolay yazılıyor. Kolay yaşanmıyor oysa.
Gözlerinde hayat bulur gözlerim hep seninle olmak ister kalbim.
Gelmeyin artık üstüme! Beni benimle bırakın.
Neyine bağlandım ki bu kadar; bana bakmayan gözlerine mi, yoksa benim olmayan kalbine mi?
Sebepsiz gidişlerin mahkumuyken firari yüreğim vuslatın sonu kavuşmaksa eğer her anına eyvallah. Sevgilim.
İnsanların arkasından konuşabilen üç kuruşluk insanlara bir tek sözüm var; bozuk para daima ses çıkarır.
Kalbe “can” diye yazılanı nasıl sileyim iki satırda.
Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada kötülükten gayri?
Erkeklerin kalbi pazar gibidir giren çıkan belli olmaz. Kızların kalbi mezar gibidir giren bir daha çıkmaz.
Kimi yaralar kapanır “izi” kalır, kimi yaralar kapanır “sızı” kalır.
O gitti bir daha dönmez artık. Bilmez acı çektiğimi, bilmez onsuz hayallerde yaşadığımı, bilmez yüzümdeki gülücüklerin sahte olduğunu.
İnsan bir kere birine geç kalır ve bir daha hiç kimse için acele etmez.
Üstüme gelme hayat. Ne canımı yakacak kudrete sahipsin, ne kanımı akıtacak güce. Elinden geleni ardına koyma hayat. Ben sana her türlü gülümserim.
Er bir yaranın merhemi bulunur! Dertler çeke çeke kader unutulur!
Birini unutmak zorundaysanız bunu sindire sindire yapın çünkü aklın zamansız öldürdükleri yürekte amansız dirilir.
Gözyaşların birikir bir gün sel olur. Tüm yolların sonu çıkmaz değil mi hayaller arzular anlamsızca yıkılır araya ayrılık koyan kader değil mi?
Gözyaşlarımın salası yok, kimin öldüğünü bilemezsin.
Kurşun kalemin yazdığını silince bile izi kalıyor beyaz kâğıtta.
Sana akıttığım gözyaşlarım ahirette kul hakkım olsun be zalim.
Ben yoruldum hayat, gelme üstüme gözümden, gönlümden, düşen düşene.
Dünya unutursa dönmeyi, rüzgâr unutursa esmeyi, âşıklar unutursa sevmeyi, belki o zaman unuturum seni.