Sitemli Mesajlar

Sizler için aşağıda harika Sitemli Mesajlar sözlerini derledik. Bu içerik, kısa ve uzun seçeneklerle etkileyici bir şekilde duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Yeni ve güzel ifadelerle zenginleştirilmiş bu Sitemli Mesajlar, sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak dikkat çekmenize yardımcı olacak. Unutmayın, asksozlerikisa.com.tr de bulacağınız bu sözlerle, günlük mesajlarınıza anlam katabilirsiniz.



Mutluluktan hiç ağlamadım ama sinirden güldüğüm çok oldu.
Bir gece yarısı uyanıp “oh be rüyaymış” diyebilseydim keşke gidişine.
Gün gelir beni unutursan beni hiç sevmemişsindir ama gün gelir beni hatırlarsan beni hep sevmişindir.
Yağmur taneleri gibiydik seninle bulutların arasından düşerken kaybetmiştik aslında birbirimizi!
Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum. Ama alışacaksın biliyorum.
Eş olan, aşka eştir. “Eş” değer, nefesten ötedir. Ötemde özüm var, özüm nefesin ötesinden ötedir.
Düşünsene bir gün beni soruyorsun, aldığın cevap başın sağ olsun.
Ben yalnızca sevdiklerimden korkarım. Çünkü beni sadece onlar incitebilir.
İki kıyı gibiyiz. Bizi ayıran deniz aslında tek bağımız. Senin üstünden geçen bulut, benim yağmurum. İki kıyıyız hep, biraz uzak ama sonsuza dek bir arada.
Sana o kadar kırgınım ki, seni bin parçaya bölsem yetmez. Ama kaybolacak bir parçana da gönlüm elvermez…
Al sana gökkuşağı, saçına takarsın. Al sana bulut, gözyaşını atarsın. Al sana kalbim, sorun değil sıkılırsan kurşun sıkarsın.
Bana bir kere susma hakkı verseydin sana neler söylemeyecektim. Oysa sen hep payına susmaları aldın. Bana ise hep sensizliğin ezeceği vakitlerle savaşmak kaldı.
Hayatım desen ömrüm uzardı, şimdi dilime adın değse midem bulanıyor.
Özledim diyorsun mektubunda. Sadece kuru bir özledim mi yazdı yanık yüreğin.
Sesini duyabilme umuduyla yaşadığım hayat yüzünü göremediğim için çekilmez olsa da sesini duyabildiğim için yaşamaya değer.
Bir hatırım olsaydı sende, halimi sorar arardın, bir değerim olsaydı gözünde belki bir mesaj atardın, eğer bende değerin olmasaydı bende senin gibi yapardım.
Kuşlara benzer kelimeler, odana dolarlar bir akşam. Nereden gelirler bilinmez. Kâh çığlık çığlığadırlar, kâh sesleri işitilmez.
Susmak yaksa da içimi, hiç karartmadım yüreğimi. Keşkelerim var belki ama üzmedim kimseyi.
Ey gönlümün sessiz sahibi. Ey gönlümün imkânsız sevdası. Ey vazgeçilmezim ama bir türlü kavuşamadığım yar… Hadi gel de hasretim dinsin. Yüreğimin gözyaşları silinsin. Geceme huzur, kalbime mutluluk ver.
Gözlerimin içindeki ülkemsin. Her sokağın ayrı bir devrim.
Bütün insanları sevebilirdim, sevmeye senden başlamasaydım.
Biz kimseyi incitmeden, kimse bizi incitmeden yaşayamaz mıydık?
Çünkü aşk, yaralıyken asla bulamayacağınız garip bir kan grubudur.
Beklemek, şimdi hiç duymayan birine, dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar anlamsız. Peki ya umut? Umut, şimdi hiç görmeyen birine, gök kuşağını anlatmak kadar zor ve imkânsız.
Yağmura yakalanırsan, benden kaçtığın gibi yağmurdan kaç. Çünkü bulutların arkasında aşkı için ağlayan benim.
Ben senin gözlerinde ölülerin bile şahit olamayacağı cenneti gördüm.
Rengârenk hayatımın karanlığa dönüşü oldun, gülen gözlerimin yaşı oldun, senin için atan bu kalbin, seni unutmasına neden oldun.
Çok gördük dışı doublex, içi bodrum katı aşkları. Ben müstakil yalnızlığımla mutluyum.
Sen aslında gitmedin öyle değil mi? Eskisi gibiyiz hala, hala çocuklar gibi; her şey şakacıktan.
Bir zamanlar ardından bakar ağlardım şimdi dönüp ardıma bile bakmam. Bir zamanlar uğruna dünyaları yakardım şimdi şerefsizim kibrit bile çakmam!
Herkesin bir son baharı vardır; kiminin yaşamadan yaş’landığı… Kiminin yaş’lanmadan yaşadığı…
Senin için değildi yaptığım onca şey, sadece sen zannettiğim kişi içindi.
Aşk uyudu ranzalarda, düşler eskidi gitti. lslığıma gömüyorum kalbimdeki sözleri.
Ben ne kadar zilzurna sarhoş olsam da yaşadıklarımdan çıkarken hesabı ödeyecek kadar ayığım.
Hani bırakmayacaktın ellerimi, hani gülecektik her acıya birlikte ey sevgili, şimdi kollarım boş soğuk ve sessizim sensiz…
Gül filizlendiği günden itibaren güneşe âşıktır. Her ne kadar güneş her gece ayın görkemine kanıp gülü bıraksa da gül binlerce yıldıza kanıp güneşi aldatmazmış.
Bana geleceksen her şeyinle benim olarak gel. Bir emanet gibi geldikten sonra, yanımda olmanın ne anlamı kalır ki…
Ya sevmelisin adam gibi rol yapmadan, ya da gitmelisin bu şehir bir intihara sahne olmadan.
Ne sesin gelir oldu kulağıma ne hayalin gelir oldu gözlerime, sadece bir başıma kaldım yalnızım ve sensizim…
İşte böyle canım benim galiba kayıp, cennet için cehennemde şafak sayıp, geçiyor günlerim ertesine ertelenik, ruhumdan yüzüme donuk bir mimik…
Öğretmenim, alfabeyi say, dedi. Saydım. Derin bir bakış attı bana. O nerde, dedi. ‘O’ artık ‘ö’ldü öğretmenim.
Sana öyle bir yar olurum ki, bana bin defa aşık olursun. Senden öyle bir ayrılırım ki kendini bin defa gömülmüş bulursun.
Bugüne kadar hiç akıllıca bir şey yapmadım, seni bile deli gibi sevdim.
Ne üzgünüm ne de kırgınım. Yorgunum sadece. Kendime bile tahammül edemezken, nasıl katlanayım kendini bilmezlere.
Ben renklerin en siyahını hak ettim mi. O kadar beyaz severken seni.
Sen susunca çok yoruluyorum! Acaba neyi anlatmıyorsun.
Zincir vurdum yaralı kalbime artık ne severim ne de sevilmek için bir çaba gösteririm, mühür vurdum gözlerime artık ne bakarım ne de bir can yakarım!
Unutmayacağım! Sana en çok ihtiyacım olduğu anda, beni görmezden gelişini.
Sesimi duymamak için direnen kulaklar bari gönlümü dinlesin. Ben susmalıyım ki tüm zor cümleler gönlümü dinleyenlere kalsın. Dilimle konuşmak canımı çok acıttı.
Susmak yorucu bir lisan. Ama taştan soğuk gözlerine anlam yüklemeye gücüm kalmadı artık.
Benden seni seviyorum dememi bekleme sevgili. Biz de zikir sessiz çekilir.
Kahretsin ki; dinlediğim her şarkıda seni anımsatan ya gözlerin ya ihanetin var.
Ey gönül! Şimdi sorarım sana, hangi aşk daha büyüktür? Anlatılarak “dile” düşen mi? Anlatılmayıp “yürek” deşen mi?
Öfkeni yapraklara yaz sonbaharda dökülsün, derdini rüzgâra yaz estikçe uzaklara götürsün, sevgimi kalbine yaz, öldüğünde seninle gömülsün.
Unutmak gerekiyormuş unutulma pahasına, zaman değilmiş gideni getiren, aslında zamanmış var olanı götüren.
İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim.