Hazır Cevap Sözler

Sizler için aşağıda harika Hazır Cevap Sözler sözlerini derledik. Bu içerik, kısa ve uzun seçeneklerle etkileyici bir şekilde duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Yeni ve güzel ifadelerle zenginleştirilmiş bu Hazır Cevap Sözler, sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak dikkat çekmenize yardımcı olacak. Unutmayın, asksozlerikisa.com.tr de bulacağınız bu sözlerle, günlük mesajlarınıza anlam katabilirsiniz.



Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca: Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi? Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, Dilenci: İkimiz de Hazreti Âdem’in çocukları değil miyiz? Demiş. Elbette kardeşiz. Sultan Fatih: Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.
Mustafa Kemal, yabancı konuğu ile otururken kahveleri getiren hizmetlinin ayağının takılması üzerine; “Ben bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim” demiştir.
Rakip partiden bir milletvekili başbakanlığı sırasında Churchill’e ”ibne” diye bağırmış. Churchill son derecede soğukkanlılıkla cevap vermiş; ”Ben İngiltere’yi k.çımla yönetmiyorum…
Dünyanın en ünlü kalp doktoru; Michael De Bakey’ in arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve Dr. Michael De Bakey’ e dönerek; -Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım. Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum? diye sormuş. Bunun üzerine Dr. Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş; ‘Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene!
Cenap Şahabettin’e; -Şu edepsize neden bir tokat vurmadın? Dediklerinde şu cevabı vermiş; -Eldivenim yoktu, iğrendim.
Vatikan’da kaç kişinin çalıştığı sorusu üzerine Papa, uzun uzun düşünüp “Yaklaşık yarısı” yanıtını vermişti.
ABD başkanı George Washington’un sekreteri bir gün işe geç kalır ve mazereti şudur: “Efendim, saat geri kaldı, o nedenle geciktim.” Washington’un cevabı ise: “O halde ya sen kendine yeni bir saat almalısın, ya da ben yeni bir sekreter!”
Yahya Kemal’e “Ankara’nın en çok hangi tarafını seviyorsunuz” diye sorduklarında şu cevabı vermiş: – İstanbul’a dönüşünü.
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile’ ye hasımlarından biri: – Efendim, demiş. Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi? Galile: – Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?
Fatih Sultan Mehmet’e sorarlar:-İstanbul’u niçin fethettin? Fatih cevap verir: Önce o benim gönlümü fethettiği için!
Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla: –300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der: – Bizde onlara yaklaşıyoruz.
Benjamin Franklin’e sormuşlar: Acaba ruh ölümsüz müdür? Cevabı ise: “Bugüne kadar bu meseleyle meşgul olamadım, bundan sonra da olmayı lüzumsuz buluyorum. Çünkü ihtiyarım, nasıl olsa pek yakında hiçbir zahmete gerek kalmadan gerçeği öğreneceğim.”
Abdülhak Hamid’in evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamid’e döner ve: –Efendim, gönül kocamaz! der. Hamid cevap verir: -Kocamaz ama kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.
Hitler’e ciddi manada nefret duymuştur. Ve de ağzından köpükler saçarak konuşmasıyla meşhurdur. Bir gün bir yerde Stalin’i öven bir konuşma yapar oranın temsilcilerinden biri de “Sen Stalin’i övüyorsun” diye çıkışması üzerine hemen atlar; “Hitler cehenneme saldırsa buradan şeytanı da övecek bir iki şey bulurum.”
Abraham Lincoln ABD eski başkanıdır. Sima olarak da yakışıklı değildir. Bir gün politik bir tartışma koptuğunda muhalefetten biri: “Bu adam ikiyüzlünün teki, inanmayın.” demiş. Lincoln ise: “Ya ben ikiyüzlü olsam, neden bu yüzü kullanayım ki?”
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış. Kral bunları görünce dayanamayıp; ‘Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı?’ diye sorunca, İncili Çavuş; ‘Osmanlılar, adama göre adam gönderirler, Beni de size göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek efendim’ cevabını vermiş.
Bir gün Sokrates’e sormuşlar neden filozof olduğunu. Yanıtı ise: “Evlenin, karınız iyiyse mutlu, değilse filozof olursunuz!”
Mehmet Akif Ersoy’a küçümseyen bir soru sorulur: Baytar mısınız? Üstattan küçülten bir cevap gelir. “Evet, nereniz ağrıyor?”
Napolyon savaşta İspanya’yı yenmiş. İspanya Kralı siz ancak para ve mal için savaşırsınız, biz ise namusumuz ve şerefimiz için savaşırız demiş. Bunun üzerine Napolyon:- Evet insanın neyi eksikse onun için savaşır.
Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için William Shakespeare’e gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: – Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.
Meşhur bir filozofa: Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz? Diye sorulduğunda: Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş.
Öğrencilerinden biri, Konfüçyüs’e: – “Ölüm nedir?” diye sorduğunda, Konfüçyüs’ün cevabı şu olmuş:- Hayat hakkında ne biliyorsun ki, sana ölümden bahsedeyim.
Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir… Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: “Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem” der Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: – Ben çekilirim!
Sokrates ölüme mahkûm edilir, akabinde eşi: – Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlar. Sokrates’te: – Ne yani, haklı yere mi öldürülseydim! Diye cevap verir.
Bir mahkeme esnasında hâkim bey, saçı sakalı uzamış Necip Fazıl ile aklı sıra dalga geçecektir. “Ne o..! Maymuna dönmüşsün.” Üstat yüzünü duvara çevirip: “Şimdi de duvara döndüm.” Demiş.
Bir filozofa sormuşlar: -Şansa inanır mısınız? Filozof: “Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım?” demiş.
Can Yücel’e sorarlar: – Efendim nedir bizim memleketteki bu sağcılık solculuk davaları? Can baba: “Bu ülkede sabah kalktığında malafat eğer sağ tarafa kaymışsa sağcısındır, yok eğer sol taraftaysa solcu.” – Peki, sizinki ne tarafta? ” İleride daima ileride…”
Muhabir: “Hayatınızda hiç profesyonel futbolculuk yapmamış olmanıza rağmen nasıl başarılı bir teknik direktör oldunuz?” Jose Morinho: “Peki, jokey olmak için de önce at mı olmak gerekiyor?”
Bir gün Eflatun, öğrencilerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Öğrenci: “İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum” diye itiraz edecek olunca, yanıt gecikmemiş. Eflatun öğrencisine: “Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum.”
Diyojen’in Büyük İskender’in “Dile benden ne dilersen.” Demesi üzerine “Gölge etme başka ihsan istemem” demesidir.
Çok şişman olan Yahya Kemal, bir yokuşun sonundaki lokantanın önünde dinlenirken, içeriden çıkan garson: –Buyurun beyim, diye atılmış. Ne alırsınız? Yahya Kemal, tebessüm edip: Evlat, demiş. Müsaade edersen biraz nefes alacağım.
İsmail Dümbüllü sahnedeyken bir seyirci protesto etmek için sahneye “hıyar” fırlatıyor. Dümbüllü yere düşen hıyarı alıp kalabalığa dönüyor ve şöyle diyor: “Beyefendi kartvizitini yollamış.”