Hazan İle İlgili Sözler

Sizler için aşağıda harika Hazan İle İlgili Sözler sözlerini derledik. Bu içerik, kısa ve uzun seçeneklerle etkileyici bir şekilde duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Yeni ve güzel ifadelerle zenginleştirilmiş bu Hazan İle İlgili Sözler, sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak dikkat çekmenize yardımcı olacak. Unutmayın, asksozlerikisa.com.tr de bulacağınız bu sözlerle, günlük mesajlarınıza anlam katabilirsiniz.



Haziran öncesi yorgun düşerken yapraklarım bir mektup ıslatılmaya gelmiyor dudaklarıma ağlıyorum.
Sonbahar; bir başka deyişle hazan yani hüzün mevsimi Kısalan günler, sararan yapraklar, yağan yağmurlar ve esen serin rüzgârlar hangimize hüzün vermez ki? Kimimiz gelip geçen ömrümüze yanarken, kimimiz sevgiliyle geçen güzel yaz günlerinin özlemini duyarız.
Mevsim hazan, aylardan eylül, yapraklar solgun. Kalpler kırık, zaman vefasız, kelimeler yorgun.
Hayat günlük defter yaprağı… Hazan gelir dökülür.
Durgun havuzları işlesin bırak, yaprakların güneş ve ölüm rengi, sen kalbini dinle, ufkuna bak. Düşünme mevsimi inleten rengi, elemdir mest etsin ruhunu, eser rüzgârların durgun ahengi. Yan yana sessizce mevsimle keder, hicrana aldanmış kalbimde gezin, esen rüzgârlara sen kendini ver.
Hazan yapraklarının ve batan güneşin verdiği aynı dersin, daha büyük ve okunaklı harflerle yazılışıdır.
Hazan düştü toprağa, hüzün sardı yaprağı.
Nasıl iş bu her yanına çiçek yağmış erik ağacının. Işık içinde yüzüyor, neresinden baksan gözlerin kamaşır, oysa ben akşam olmuşum, yapraklarım dökülüyor, usul usul adım sonbahar.
Toplamış tasını tarağını, bu ne telaş dedim, dedi ki hazan sonu.
Aldılar düşümden tırnağımdan arttırmıştım oysaki seni sonrası hazan.
Yürüdüğü yollarda çaresiz bir hüzün… Adı son bahardı, son demiydi hüznün. Ne kadar karşı koysan da, yaşanacaktı ve yaşandı güzün.
Her ömrün bir Eylül’ü vardır.
Bil ki dört mevsim hazan bana, yakın olur mu uzaklıklar, dolanır mı dilime neşeli şarkılar, hırçın dalgalar dokunur mu yüreğime, ben temmuz sıcaklarında titrerken sensizliğe…
Sen gülümsemezsen doğmazdı gün, harflerin rüyasını süslerdin sen beş mevsim, sığmazdı güzelliğin kitaba divançeye, namelere gül adın olurdu rengiyle im.
Gün gelir hazan konar dallarına. Son bir ümitle sarılırsın. Zamanı sararmış yapraklara.
Hayat hazanda çıtırdayan yapraklardan sonra yeniden başlar.
İnleyerek sonbahar yaprağının dalından, gönlümün ağlayışı vardı sanki o seste, düşündüm de farkım yok o hazan yaprağından…
Bir hüznü dokuyorum hayata iplik iplik, nedir Allah’ım bu tükenmez gariplik.
Gecenin en koyu deminde sensizlik, yudum yudum içtiğim, körkütük sarhoş oldu düşlerim.
Dışımız günlük güneşlik içimiz eylül eylül sonbahar.
Kırılan kalbim seninle onarılmaz bir daha, hazan rüzgârına bıraktım seni savrulacaksın yok olacaksın çaresiz yalan dünyanda.
Mevsimler gelip geçiyor, tıpkı ömrümüz gibi… İlkbahar, yaz derken işte sonbahar da geldi, hatta eylül tıpkı sararan yapraklar gibi rüzgârların peşine takılmış gidiyor bile.
Hani beraber geçirdiğimiz günlerde güldüğümüz o yer var ya hazan rüzgârlarına teslim olmuş bu günlerde.
Razıyım göm beni yüreğine at üzerime toprağımı. Sen gönlümde solmayan bir gülsün, ne olur dökme yaprağını olsa da hazan.