Franz Kafka Sözleri

Sizler için aşağıda harika Franz Kafka Sözleri sözlerini derledik. Bu içerik, kısa ve uzun seçeneklerle etkileyici bir şekilde duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Yeni ve güzel ifadelerle zenginleştirilmiş bu Franz Kafka Sözleri, sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak dikkat çekmenize yardımcı olacak. Unutmayın, asksozlerikisa.com.tr de bulacağınız bu sözlerle, günlük mesajlarınıza anlam katabilirsiniz.



Doğru yol gergin bir ip boyunca gider yükseğe değil de hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip. Üzerinde yürünmek değil de insani çelmelemek içindir sanki.
Kötünün elindeki en ayartıcı silah savaşa çağrıdır. Kadınlarla yapılan savaşa benzer ki sonu yatakta biter.
Sonsuzluk olsam bile kendimin içinde çok darım.
Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük bir mutluluktur.
Ölümün olduğu bu dünyada hiçbir şey ciddi değildir aslında.
Önceleri sorularıma neden cevap alamadığımı anlayamıyordum şimdiyse soru sorabileceğime nasıl inanabildiğimi anlayamıyorum. Ama gerçekte inanmıyordum ki soruyorum sadece.
Kendimden başka hiçbir eksiğim yok.
Bu gece de sana mutlu uykular dilerken her şeyimi sana veriyorum bir solukta. Benim mutluluğum sende erimektedir.
Beyinlerimiz savaşsın isterdim ama görüyorum ki siz silahsızsınız bayım.
Odandan çıkman gerekmez masanda oturmaya devam et ve dinle. Dinleme bile sadece bekle. Bekleme bile gerçekten sakin ve yalnız ol. Dünya özgürce sunacaktır kendini sana. Maskesinden sıyrılmak için başka seçeneği yok huşu içinde yuvarlanacaktır ayaklarının dibine…
Aylar sonra ilk defa gözlerim bir işe yarayacak seni görerek.
Nedense artık sana hiçbir şey yazamıyorum yalnızca bizi kalabalık dünyanın ortasında bizi yalnızca bizi ilgilendiren konular hariç. Yabancı olan her şey yabancı kalıyor. Haksızlık bu! Haksızlık! Ama dilim dönmüyor ve yüzüm koynuna yaslanmış.
Dalgaların bir su damlasını kaldırıp kıyıya atması denizdeki ezeli dalgalanma olayını asla engellemez hatta denizdeki dalgalanma kıyıya atılan damlaya borçludur varlığını.
Bir kafes kuş aramaya çıkmış.
Kendini sonsuz küçültmek ya da sonsuz küçük olmak. Birincisi mükemmellik yani eylemsizliktir ikincisi başlangıç yani eylemdir.
Olabildiğince yalnız kalmalıyım. Başardığım ne varsa ancak yalnızlığımın karşılığıdır.
Sonbaharda bir yol gibi temiz pak süpürüyorsun sonra yol bir kez daha kurumuş yapraklarla örtülüyor.
Dünyayla arandaki savaşımda dünyanın yanında ol.
Seninle dünya arasındaki bir kavgada dünya üzerine bahse gir.
İyiler uygun adım yürür. İyilerin varlığından habersiz olan başkaları onların çevresinde dans eder zamanın oyununu oynarlar.
Gerçek bölünemez bu yüzden kendini tanıyamaz her kim onu tanımak isterse bir yalan olmak zorundadır.
Önümde dursan ve bana baksan içimdeki acılar hakkında ne bilebilirsin ki ben seninkiler hakkında ne bilebilirim ki? Ve ayaklarına kapanıp ağlasam ve anlatsam sana cehennemin sıcak ve korkunç olduğunu anlatsalar benim hakkımda cehenneme ilişkin bildiklerinden daha fazla bilecek misin? Bu yüzden bile biz insanlar cehennemin kapısının önündeymişiz gibi birbirimizin karşısında o kadar saygılı o kadar düşünceli o kadar sevgiyle durmamız gerek.
Kendini insanlığa bakarak sına. Şüphe edeni şüpheye inananı inanca götürür bu.
Sanatımız gözümüzün gerçekle kamaşmasıdır. Geri geri kaçan ucube maskelere vuran ışıktır gerçek başka bir şey değil.
Bir elmanın birbirinden farklı görünüşleri olabilir masanın üstündeki elmayı bir an olsun görebilmek için boynunu uzatan çocuğun görüşü ve bir de elmayı alıp yanındaki arkadaşına rahatça veren evin efendisinin görüşü.
Bir noktadan sonra vazgeçmek olanaksızdır. Erişilmesi gereken nokta da orasıdır.
İstasyonda bana bakan yüzünü düşündüm unutamayacağım bir doğa olayıydı bu…
Her şey bir aldatmacadır en az yanılmaya bakmak normal ölçüler içinde kalmak en aşırının peşinden gitmek.
Bilgeliğin başladığına ilk işaret ölmek isteğidir. Bu yaşam dayanılmaz görünür bir başkası ise erişilmez. İnsan ölmek istediği için utanmaz artık nefret ettiği eski hücresinden alınıp ilk işi nefret etmeyi öğrenmek olacağı yeni hücresine konulmak için yalvarıp yakarır. Bunda belirli bir inancın kalıntısı da etkilidir taşınma sırasında efendi koridorda görünecek tutukluya şöyle bir bakacak ve diyecektir ki bu adamın yeniden hücreye kapatılmasına gerek yok. O bana geliyor artık.
Yorgunum hiçbir şey bilmiyorum tek istediğim yüzümü kucağına koymak başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak.
Kapımın eşiğinden atılan mektuplarının üzerinden atlıyorum her gün. Açmıyorum okumuyorum. Daha fazla özleyeyim diye.
Üzüntü özlem yaşama olan bu bağlılığımla nasıl çıldırmıyorum daha? Çok yalnızım dilsizlerin yalnızlığına benziyor yalnızlığım onun için hoş görün bu gevezeliğimi dinleyecek birini bulunca boşalttım içimi susamazdım daha.
Sen ödevsin. Ama görünürde öğrenci yok.
Belki bir şeylere sahipsin ama kendi varlığın yok savına verdiği cevap bir titreme ve yürek çarpıntısı oldu sadece.
Bir kitap içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı.
En kötüsü de sahip olmadığın şeylere ait olmandır.
Eğer bir hedefiniz varsa ama ona ulaşma yolunu göremiyorsanız o yolun adı tereddüt tür.
Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa niye okumaya zahmet edelim ki?
Yaşama başladığın anda iki görev, sınırlarını her an daraltmak ve bu sınırları aştığın anlarda da gizlenmeyi başarıp başaramadığını her an sorgulamak.
Bir topluluğu kontrol etmek bireyi kontrol etmekten kolaydır. Bir topluluğun ortak bir amacı vardır. Bireyin amacı ise her zaman için şaibelidir.
Sonsuzluk yolunda nasıl böylesine kolayca ilerleyebildiğine hayret eden birisi vardı gerçekte hızla bayır aşağı yuvarlanıyordu.
Kötüye bir kere kapılarını açmaya gör kendisine inanılmasını beklemez artık.
Bir hedef var ama yol yok bizim yol dediğimiz şey bir duraksamadır.
İnsanın belli başlı iki günahı vardır öbürleri bunlardan çıkar sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet’ten kovuldular tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ama belki de belli başlı sadece bir günahları var sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı sabırsızlıklarından otur geri dönemiyorlar.
Kıyamet Günü’nü böyle adlandırmamızın nedeni ancak bizim zaman kavramımızdandır aslında o bir tür sıkıyönetim mahkemesidir.
Ama bütün dumanların altında ateş vardır.
Umut olmasına var sınırsız denecek kadar umut var ama bizim için değil.
Kimi zaman şuna inanıyorum birlikte yaşayamayacağız boyun eğip rahatça uzanıvereceğiz yan yana ölmek için. Ama ne olacaksa senin yanında olacak.