Duygusal Aşk Sözleri

Sizler için aşağıda harika Duygusal Aşk Sözleri sözlerini derledik. Bu içerik, kısa ve uzun seçeneklerle etkileyici bir şekilde duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Yeni ve güzel ifadelerle zenginleştirilmiş bu Duygusal Aşk Sözleri, sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak dikkat çekmenize yardımcı olacak. Unutmayın, asksozlerikisa.com.tr de bulacağınız bu sözlerle, günlük mesajlarınıza anlam katabilirsiniz.



Gel birbirimize hayat olalım. Ayrılırsak hayatını kaybetti desinler.
Ve bazen unutmak için uyumak gerekir, rüyaları hesaba katmadan.
Yüzüme okunmuş bir dua gibisin sevgilim. Çok şükür bugün de aşığım sana.
Belki de konuşuyordur gözlerin. Ama ben gözce bilmiyorum. Sessizce biliyorum. Usulca biliyorum. Masumca biliyorum.
Bu sabah mavi bulutları avucuna mutlulukları gönlüne ve sevgimi usulca kalbine bırakıyorum.
Ben sadece kışın karpuzu, yazın portakalı özlerdim. Şimdi bir de sen çıktın başıma.
Öyle sevdim ki seni, kime anlattıysam yerinde olmak istedi.
Hayatın matematiğinin farklı olduğu hep sonradan anlaşılıyor. Ve anlıyor ki insan değer vermek yalnızca matematikte işe yarıyor.
Belki de sen aşka aşıktın, ben üstüme alındım.
Bir gün bir köşede sızıp kalırsam el tanımasa da sen tanır mısın? Sorsalar sana kim bu diye bakıp yaptığından utanır mısın?
Benim sevgim kocaman bir okyanus olsa ne fayda. Sen yüzmeyi değil üzmeyi bildikten sonra.
Havam bozulmaya başladı yine gözlerim de dolmaya. Sanırım içimde bir yerlere sen yağdı gece gece. Cemal Süreyya
Kalbime saray inşa etmeye çalışman çok güzel bir davranış. Ama keşke temeli atıp derince kazdıktan sonra bırakıp gitmeseydin.
Ben, istemem öyle, iki günlük sevgili yüreğin varsa, bir ömür sev beni.
Ben hiç pazarlık etmedim duygularım için hele de sana ithaf olunanlar için. Yüreğim yettiğince sevdim yetmeyecekse yaklaşmadım bile.
Aynada gördüğüm yüzün dudağı gam gözleri hüzün. Ben geceye hapsolmuşum adı var kendi yok gün düzün.
Aşık gibi sevmezsen kardeş gibi sev beni demiştim sen de öyle sevdin. Bu aşkın Habil’i ben oldum Kabil’i sen!
Hasretini söküp atmaya kalksam kendimden; yorgun ellerimle ne kadar uzağa fırlatabilirim ki?
Ben özgürlüğüne düşkün bir insanım ama kapatırsan beni sol göğsünün kafesine sesimi bile çıkarmayacağım.
Dört yanı hüzünle çevri yara parçasına ‘aşk’ denilirmiş. Yüreğimin coğrafyasına düşünce anladım.
Boğazıma takıldı sevdan. 3 kere sırtıma vur helal de; alışık değilim harama, ondan olacak herhalde.
Senin, çelme taktığın yerden başlıyorum hayata. Varsın yara bere içinde olsun dizlerim yüreğim kadar acımaz nasıl olsa.
Hangi veda cümlesinden bahsediyorsun sevgili? Sen gitmeye yeltendiğin andan itibaren ben vurdum “hoşça kal” ın sandalyesine tekmeyi.
Sefaletimin nedeni yok’sulluk değil, yoksun’luk.
Başıma bela olduğun günden beri hep söylerim, Allah belamı versin!
Şimdi kelebeğin kanatlarında yazılı adın, dokunsan silinecek; dokunmasan ölecek.
Dışarıya yağmur. Yüreğime hasret. Fikrime sen. Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden bir bilsen.
Nedir bilemiyorum; sana bakınca kendimi görüyorum sana gelirken kendimden gidiyorum ve senden giderken kendime gelemiyorum.
Bakmayın öyle tabii ki de ağlamıyorum, giden sevgilinin ardından su döküyorum.
Siz hiç yar saçının bir telinden, kendinize gurbet yaptınız mı?
Biliyorsun ben hangi şehirdeysem, yalnızlığın başkenti orası.
Bitti diye ağlamayın, oldu diye gülümseyin.
Öyle bir “yar” sev ki evladım; elinde su tasıyla iftarı bekleyen oruçlu gibi seni beklesin. Mevlâna
Eğer beni bu sokakta bu semtte bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben gözlerinin daldığı yerdeyim.
Yabancı bir şarkı gibiyim, dinleyenim çok anlayanım az.
Keşke tanımasaydım demiyorum ama keşke tanıdığım gibi kalsaydı dediklerim var.
Ne diyordu şair; yıkıldı yolunu bekleyen şehir artık gelsen de bir gelmesen de bir!
Gülmek için mutlu olmayı bekleme belki de mutluluk gülüşünde saklıdır sakın gülmekten vazgeçme senin bir gülüşün için yaşayan vardır.
Ülkenin farklı şehirleriydik. Ben sürgün yeri sen başkent. İsyan sende başlardı cezasını çekmek bana kalırdı.
Kursak diye bir yer var. Heveslerim, hayallerim, sevdiklerim, dostluklarım. Hepsi orada.
Nedir sende ki bu sessizlik, yoksa çok mu koydu bensizlik.
Yağmurun en güzel tarafı bu herkes aynı derecede ıslanırken, ağlayanın gözyaşı belli olmuyor!
Sen içinden de olsa seni seviyorum de, fazlasında gözüm yok. Kulaklarım çınlasın yeter…
Birinin gözyaşlarına sebebiyet vermişsen oturup sende ağlamalısın bunun vebalinin yükünü nasıl ödeyeceğine!
İnsan gerçekten tamamen unutamıyor eskiyi. Mutlaka taşıyorsun yanında ona dair bir şeyi. Aklında adını, kıçında yediğin tekmeyi!
Belki kurduğumuz hayaller biter diye düşlerde bir sen biriktirdim yüreğime.
Sevmek zor iş, ne maaşı var ne sigortası, bir ayrılığı var bir de gözyaşı.
Beynimde cevabı ölüm olan bir soru; aşk yalan ise, yüreğimdeki acı niye gerçek?
Vazgeçilmezimdin bilirdim. Yokluğunda sen komasına girerdi bedenim.
Ne kazandığını bilmiyorum ama umarım beni kaybettiğine değmiştir.
Kirli bir çocuk yüzüyüm kapında ama dünyanın en temiz gözleriyle bakıyorum sana. Şeker değil istediğim yüreğini koy avuçlarıma.
Benden su katılmamış şiirler istiyorsun. Kalem mi yazıyor sandın? Ben harfleri denizlerden söküp tek tek, gözlerimden süzüyorum. Göremiyorsun.
Bazen, gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır. Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır.
Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, affet senden habersiz aldığım her nefesten…
Hayat yolunda çıplak ayakla dolaşma hayal kırıklarım ayağına batabilir.
Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirirsen, ilk vazgeçtiği insan sen olursun.
Çocukken hiç oyuncağın olmadı mı senin? Neden bu kadar çok oynuyorsun hayallerimle?
Duygular asla eceliyle ölmez, mutlaka bir katili vardır.
Sana verebileceğim beyaz sayfalarım yok! Her yanımı seninle karaladım ben.
Herkes birbirine sığınıyor bu devirde. Aşk acıya, acı gözyaşına, ben sana, sen ona. Öyle işte.
Özledim gözlerini, beş dakika uyan az. Çok değil, gözlerinin Kabe’sinde bir namaz.
Gittin mi büyük gideceksin! Ayrılık bile gurur duyacak seninle. Can Yücel
Bazen diyorum ki kendime… Ne çok değer vermişim değersizlere.
Mutlu olmanı istesem de, bir başkasının senin içini ısıtacağını bilmek. Benim hep içimi üşütecek.
Senin gülüşün cennetten atılan bir ekmek kırıntısı gibi! Ben ise bir serçe gibi karın tokluğuna seviyorum seni.
Sığmadın içime sevgili, bu yürek, bu şehir ve özünü bulduğun şu garip sevda sana dar geldi.
Aşk oda sıcaklığına göre maddenin üç halini de alabilir. Bağırıp küfrederken katıdır öpüp kokladığınız da sıvıya dönüşürken kapıyı çarpıp çıktığınızda ise buharlaşır.
Ateşim sen ol yanması benden kaderim sen ol çekmesi benden kurşunum sen ol sıkması benden Azrail’im sen ol ölmesi benden.
Aslında suçum yok inanın bana hâkim bey ben de yakmak istemezdim bu şehri ama ne yapayım üşümüş sevdiğimin elleri.
Benim şiirlerim çay kokar, düşlerim sade sen. Demlikte nefesin, bardakta gamzen…
Gidişinin hüznü gözlerimde, acısı yüreğimde kaldı. Gel de dindir bu ıstırabı.
Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.
Allah yol vermiş, yordam vermiş, iz vermiş. Niye gelmiyorsun?
Yum gözünü aç elini. Yüreğim senindir. İster cam kenarına koy güneş alsın. İster can kenarına koy hep sende kalsın.