Can Acıtan Sözler

Sizler için aşağıda harika Can Acıtan Sözler sözlerini derledik. Bu içerik, kısa ve uzun seçeneklerle etkileyici bir şekilde duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Yeni ve güzel ifadelerle zenginleştirilmiş bu Can Acıtan Sözler, sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak dikkat çekmenize yardımcı olacak. Unutmayın, asksozlerikisa.com.tr de bulacağınız bu sözlerle, günlük mesajlarınıza anlam katabilirsiniz.



Kaderimize ayrılan yol çok dardı, yan yana yürüyemedik.
Gül gibi kokan tenine aldandım güzel gülüşlerine yakalandım sahte sözlerine inandım, şimdi acılarla savaşıyorum anılarımla beni bıraktın.
Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi, cehennem yangınlarından ölmeden çıktıysa bedenim; artık benim olmalıyım, benim yeter yüreğimi bir çift gözün ateşine rehin verdiğim…
Sustu bu gece karardı yine ay kaldı geriye cevapsız sorular uyandığında onu ilk kim görecek? Bıraktığın düşü kim büyütecek?
Seven sevdiğinden ayrılık aldı, mazinin acısı gönülde kaldı, alnıma yazılmış yazıya daldı, bahtına gücenmiş kul feryadı bu.
Bir sen vardın bir de rüzgâr, her şeyimdin bir zamanlar. Senden sonra ben de bittim. Her yanım sen, gözümde yaşlar.
Benim de zaten hiç gücüm yok, yüzüm yok, hiç umudum yok. Ama bil ki farklı bir hayaldi. İşkenceydi bazen, bazen çok güzeldi. Ama anlıyorum sesinden, kurtulmuşsun sen nokta konmuş, bitmiş en güzel hikâyem.
Bazen sadece ama sadece peki dersin Kabullendiğin için değil yorulduğun için…
Bil ki; insanın değerini, varlığı değil yokluğu gösterir. Unutma; yokluğu bir şey değiştirmeyenin, varlığı gereksizdir.
Yağmur dökülüyor şehrime. Bardaktan boşalırcasına. Bu son diyorum bu son! Her defasında bitirdiğim yerden başlıyorum yine sana aşka.
Her yüreğin, bir yakanı hayallerini yıkanı vardır.
Bilirsin; noktayı koymak ne kadar zor olsa da; tamamlanmış cümleler, eksik kalmış cümlelere göre daha çok acı verir.
Herkes fazlasıyla sevmiş. Oysa ben eksikleriyle birlikte sevdim.
Hayat oyun sahnesi dediler, herkese bir rol verdiler. En zoru bana düştü önce sev sonra unut dediler.
Özledim teninin kokusunu özledim, özledim sımsıcak nefesini özledim özledim sohbetini o sesini özledim gelmedin göz bebeğim can yoldaşım gelmedin…
Ağlamak, ruhun kanama şeklidir. Sargısı yok, çaresi yok, sebebi var.
Hayatım sessiz bir film gibi oyuncular var ses yok, hepsinin sesini kıstım kendim yaşayacağım hayatımı artık kimseye ne el nede bel bağlayacağım.
Örselenmiş bir çocukluk işte benim bütün hikâyem. Kaç sevda geçse de üzerinden bu yıkıntıları onaramazsın istersen hiç başlamasın geç kalmışız birbirimize yanlış kapılarda geçmiş bunca yıl dönemeyiz artık ilk gençliğimize, istersen hiç başlamasın söz verelim kendimize.
Hayat bazı şeyleri kafana vura vura, bazı şeyleri de kalbini kıra kıra öğretir.
Şimdi sensizliğin naklen mutsuzluğum yayınlanıyor. Ve herkes çektiğim sensizlik acısını canlı izliyor. İnanır mısın be sevgilim, yokluğun reyting rekorları kırıyor.
Biliyorum sığmazsın hiçbir yere bu sevdayla dünya sana dar. Ama dayan gönlüm. Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var.
Dünde bugünde yarında yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy ben hep ordayım!
Avuç içlerimden yükselen o kadar çok yaralı dualar var ki.
Ne zaman ümitle hayata göz kırpsam, çiçekler açsam, kapıma dayanır sonbahar. Pare pare buruktur hep sevinçlerim!
Başkalarına söylemiş de olabilirsin güzel sözlerini. Benim duymak istediklerimi başkası duymuş olabilir, mahsuru yok! Ben hepsini üzerime aldım, çünkü yaram vardı, gocundum.
Bir şiir yaz bana içinde alabildiğince mutluluk olsun ayın gölgesinde unutulan sevgi tohumlarıyla yeşere dursun veya bir şarkı söyle özlemimdeki sevgiliyi anlatsın yağan yağmurlarla ıslanan bedenimi parlayan gözleriyle kurulasın.
Biraz buruk bir duygu yüklenirse yüreğine gözlerin zaman zaman takılırsa uzaklara kulakların ansızın çınlarsa bil ki bir yerlerde delice özleniyorsun.
Ne dostuma güvenir oldum bu hayatta ne de sevgilime hepsi vuruyor arkandan günün birinde lanet olsun hepsine.
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı? Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı?
Hayallerini kovalamaya devam et. Elbet bir gün yorulacaklar.
Yar’la bir olamayınca, yerle bir olurmuş insan.
Bir yanımda çaresizlik diğer yanımda yorgunluğum var. Bir yanımda yalnızlığım, diğer yanımda geçmişe dargınlığım var.
Anladım temelli gittiğini, haklıydın üstelik suç benimdi, sen üzülme gülüm incinme, canımın içi iki gözüm sakın küsme, bana hediye bırak bütün kederleri, ben ağlarım ikimizin yerine.
Bir gecenin kör kuyusunda kalbimi elime aldım, sadece sana feryadım sadece sana beddualarım canımı aldın kalbimi parçaladın.
Çok saçmaladım bağışla. İnsanın kalbi darmadağın olunca, kafası da karışıyor. Mümkünse söylediklerimi unuturken beni aklından çıkarma.
Benden su katılmamış şiirler istiyorsun. Kalem mi yazıyor sandın? Ben harfleri denizlerden söküp tek tek, gözlerimden süzüyorum göremiyorsun.
Aslında insanı en çok acıtan şey hayal kırıklıkları değil yaşanması mümkünden yaşanmayan mutluluklardır.
Nereye kaçarsan kaç üç şey seninle gelir. Gölgen acın ve geçmişin. Kaderin ise zaten seni orda beklemektedir.
Ne zaman imkansızı seversen, o zaman gerçekten seversin.
Ne seni unutturacak kadar zaman geçecek ne de geçen zaman seni unutturmaya yetecek bırakıp gitsen de unuturum sanma zaman alışmayı öğretir unutmayı asla.
Bir muammadır AŞK kiminin vicdanına atılan taş kiminin fakir gönlüne katılan aş, kiminin de gözünden akıtılan yaştır AŞK.
Bu dudaklar artık seni öpmeyecek bu kalp senin için çarpmayacak senin için yaşamayacak ölmeyecek senle aynı ağaca adını yazmayacak sen de gittin ya…
Acıyan bir yerlerim olup olmadığını anlamak ister gibi yokluyorum içimi. Hiçbir sızı yok. Geçmişin ağırlığı yok üstümde. Yolunca yordamınca unutmuşum unutulması gerekenleri!
Bu dünyaya sevmek sevilmek ve ekmek için geldik ekmeği bulduk ama sevmek sevilmek bizi ekmeğimizden etti.
Gözüm gözüne değmeden yazdığım şiirlerim melal. Varsın değmesin razıyım ey yâr böylesi daha helal!
Aslında yalanların, az olanların da farkındaydım elbet ama görmezden geldim bilen bilir acıtır insani gerçek.
Seni sonbahar rüzgârlarına bırakıyorum yaktığım canımı yeniden hayata hazırlıyorum sensiz yaşamak hayata yeniden başlamak istiyorum.
Hayatı ruhsuz yaşayanlar hayata değil kendine eziyet edenlerdir. Sevdiğin seni sevmese de, gözleri seni görmese de kalbi senin olmasa da bil ki senin içinde birilerinde bunlar vardır belki çok yakınında belki de imkânsız da…
Bir şarkı açıyorsun ve bir şeyleri düşünmekten dinleyemiyorsun.
Vücudumuzda kırılacak 206 kemik varken ayının biri gelip kalbini kırar ya ne fena…
Çektim duygularımı hayatından şimdi git kime istiyorsan ver duygularını sormam neden diye! Ama unutma adımı hatırlayacaksın her hareketinde!
Sanma ki sevmekle usanır bu yürek. Kaderde varsa eğer, sevginle ölmesini de bilirim elbet. Zannetme ki beklemekle usanır yürek. Bir değil bin ömrüm olsa da beklemesini bilirim elbet.
Nasıl unuttuysan çocukluğunu ve kırılan oyuncaklarını, kırılan kalbini de öyle unutacaksın!
İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim?
Mendil satan çocuğun, burnunu koluyla silmesi kadar acı bu hayat.
Yıllarca aynı rol aynı perde yıllarca aynı ev aynı yerde sevdim de katlandım bunca derde ama çok yanlıştı adı yanlış aşktı ama suç hep bende…
Umutlara kanma umutlar bir gün imkânsızlaşır, hayatı tozpembe yaşıyorum sanma her renk bir gün siyahlaşır.
Aşk acısını da öğrendik bu saatten sonra sevmek mi kaldı hayatımızda? Canımızı aldırlar sonunda sevmek yok bir daha!
Sen nerden bilirsin ki yalnız olmayı. Tek başına yürüdün mü o yollarda üşüyerek. Ben kendimi sarmalarken kendime. Sen başka kollarda uyandın.
Birini seveceksen, onu her şeyinle sevme! Çünkü bittiğinde onu unutamamana değil unutamayacak kadar çok sevdiğine yanarsın!
Ey aşıklara mekân olan koca dünya sen döndükçe ben ağlayacağım insanlara aşıklara uzaktan bakacağım.
Ve bazen o kadar çok ağlarsın ki, boğazına oturan yumruk yüzünden hiç mi sevmedin bile diyemezsin!
Varlığınla başlayan bir günün yokluğunla bitmesine alışamadım, aklımda olduğunun yarısı kadar yanımda olsaydın hiç sensiz kalmazdım.
Dünyanın azabı içinde kaldık, sevenler unutmuş sevmiyor artık, gönüller dolusu aşklara yazık, bahtına gücenmiş kul feryadı bu.
Sevmek güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında, kendini bulmaktır.
Senin merhem niyetine sürebileceğin bir ‘Aminin’ yok mu ey Yar!