Ülkü Tamer Sözleri

Sizler için aşağıda harika Ülkü Tamer Sözleri sözlerini derledik. Bu içerik, kısa ve uzun seçeneklerle etkileyici bir şekilde duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Yeni ve güzel ifadelerle zenginleştirilmiş bu Ülkü Tamer Sözleri, sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak dikkat çekmenize yardımcı olacak. Unutmayın, asksozlerikisa.com.tr de bulacağınız bu sözlerle, günlük mesajlarınıza anlam katabilirsiniz.



Yokladım yüreğimin ceplerini, sana söyleyecek tek sözüm kalmış; vazgeçtim.
Hatırlanacak çok hüzünler bulacaksın, onların tohumunu havaya savurarak uzun bir yolculuk yaratacaksın kendine, her şeyin hiçbir şeyin yolculuğu. İşte o zaman an beni, yaşa beni.
Hatırlamak en büyük düşmanıdır yalnızlığın, ucunda yaşamak var.
Sanat doğanın içindedir, sanatkâr onu görebilendir.
Yetmez mi? Kaç kelebek ömrü kadar ömür yaşadın.
Kağıdımız çaput bizim, kefenimiz bulut bizim, mesleğimiz umut bizim, kuranlara selam olsun.
Yenilirsem yenilirim, ne çıkar yenilmekten? Seninle çarpışmak kişiliğimi pekiştirir benim.
Ben neden hep korkaktım, cesaretsizdim böyle?
Anlamak için görmek, görmek içinde dikkatli bakmak gerekir.
Bilge olmak zorundasın. Bilgeliğin tek koşulu var: Dünü yarında yaşayacaksın; ama dünü yarına taşımayacaksın. Hükümdarsın şimdi. Hükümdarlığın tek koşulu var: Ülkene her sabah güneşi getireceksin. Güneşi getirmek için her gece kendi kanınla yıkanacaksın.
Gökyüzü ayaklarımın ucundan başlıyor.
Bir soğuk yel eser, üşür ölüm bile.
O eski bir güvercindi gittikçe hatırlanan, o eski bir güvercindi, uçması da iyiydi bana kalırsa o eski bir güvercindi, çünkü tenhaydı şehirler, benim saçlarıma saklanırdı, benim saçlarım çalılara; onu görürdüm göllere girdiğimde, bıldırcın avladığımda akşama.
İçime çektiğim hava değil, gökyüzüdür.
Çok çetin sınavlardan geçmedim, bu çağın insanı olmak bana yetti.
Gençseniz, çevrenizde düşlerinizin içine tüküren birileri mutlaka vardır.
Tanrı, bin birinci gece şairi yarattı, bin ikinci gece Cemal’i, bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, başa döndü sonra, kadını yeniden yarattı.
Döşündeki mermi değil, bu yalnızlık yorar seni.
Nereye gitsem susamak vardı, pişmanlık vardı.
Ey benim yalnızlığım! Bu kadar eğilmeselerdi üstüne senin. Bu kadar anlatmasalardı seni. Ne olurdu, yalnız ben yazsaydım bu yapraklara seni. Seni yalnız ben bilseydim. Beraber ölseydik seninle.
Hürlük vardı, verdiler onu, istemek için yeniden.
Ama kimler ölü şimdi? Yaşamaya başlayan kim?
Bir ihtiyarın gülümseyişinden geliyorum, bir annenin dalgınlığından.
Aşkın uyumadığı, her yerde söylenir.
Varsın yaz biterse bitsin. Sıcak bir kış getir bana. Uykumda sarılmam için, sonsuz bir düş getir bana.
Hatırladığım kadarıyla, kalabalık bir yerdi dünya.
Bir kadının şöhreti; hiç tanınmamak, şerefi; kocasına itaatli olmak, saadeti; aile fertlerini mesut görmekten ibarettir.
Acı çekmek ölmekten daha çok cesaret ister. Artık nereye koşsam bu şehri taşıyacağım.
Bana çiçek gönderme, bir kuş ağacı gönder. Alnıma dokunanlar, iyileşmiş desinler.
İstanbul bir çocuktur minarelerde ölen, her şeye karşı ve hiç durmadan ölen.
Artık nereye koşsam bu şehri taşıyacağım.
Dokundukça denizleri gövdemin çok eski bir kumaştan. Onun gövdesine. Yangın. Sevişirken kurtarıyor bizi bir ölümden alevler. Unutmak. Yalnızlıktan.
Uyan artık, bildiğim bütün ninniler bitti.