Ece Temelkuran Sözleri

Sizler için aşağıda harika Ece Temelkuran Sözleri sözlerini derledik. Bu içerik, kısa ve uzun seçeneklerle etkileyici bir şekilde duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Yeni ve güzel ifadelerle zenginleştirilmiş bu Ece Temelkuran Sözleri, sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak dikkat çekmenize yardımcı olacak. Unutmayın, asksozlerikisa.com.tr de bulacağınız bu sözlerle, günlük mesajlarınıza anlam katabilirsiniz.



Çünkü bir erkek, bir kadının nefesi kadar.
Ağzımın sözcükleriyle konuşuyordum, kalbiminkiler boğularak siniyordu.
Tavşan boku gibi yaşamaktansa öl daha iyi!
Nasıl kırıyorlar sonra bu kız çocuklarını? Nasıl kendilerine benzetiyorlar? Cinayet gibi.
Bir dua kırıntısı lütfet, benim kalbim ise senin için hep namazda.
Başka türlü katlanamaz aslında kendine.
Eğer ölümü anlamlandıran yaşadığımız sürece yaptıklarımızsa, pek şansım yok.
Fakat sonuna kadar kırsan da zebanileri, giden bir melek geri gelir mi?
Kafamın içinde çok şey var anne. Kitap okuyunca geçer sadece.
İnsanların yüzlerindeki izlerle ilgili soru sormazsanız nezaket gösterdiğinizi değil, yüzlerini görmediğinizi düşünürler.
Acı mühim değil, umut yoruyor insanı.
Kendi gözümden düşersem, bir daha ayağa kalkamam.
İhtiyarı da genci de ölüme aynı mesafede.
Öfke, yer yenilgiyle içimizde büyüyen cüzzamlı bir çocuk alara.
Acı, kendi kendine hikmet yumurtlamıyor.
Ölümü hatırlamaz insan, hayatı hatırlar.
Sakın, dedi kendine, korkma. Bir hafta önceydi, anlamıştı. İnsan çok yalnızken, bir tane daha kendinden doğuruyordu içinde, Korkma, desin diye.
Herkes gülerken durup bir an bütün arkadaşlara bakıp “işte yaşamak bu” demiştim, yüzünü dağdan gelen suyu tutmak gibi.
Bir erkek bir kadından ne zaman uzak duracağını bilmeli.
Anlıyorum. Fakat sonuna kadar kırsan da zebanileri, giden bir melek geri gelir mi?
Evlilik tatlı hanımefendi, porselen takımlarının desenlerine adamın yüzünden daha çok gördüğün bir münasebettir. Benim ise şükür ki , her zaman porselen takımlarından daha heyecanlı şeyler oldu hayatımda. Çin porselenlerinden daha desenli adamlar!
Artık konuşmayanları, öylece durup cevap vermeyenleri. Vazgeçmişleri ve taşra kasabalarında hiç konuşmadan kitapların ve oyuncakların arkasında iki büklüm oturan eski solcu kırtasiyecileri.
Bir harfle öldürebilir bir insan bir insanı.
Bana kalırsa, kendini de çok önemsiyorsun. Her yaşadığın zorluğu bu yüzden abartıyorsun. Sen merkezli bir dünyada elbette yalnız kalırsın.
Anlayacaksınız ki hayat sizin nefesinizde. Başka hiçbir yerde, hiçbir şeyde değil. Hayatı siz kuracaksınız. Nefesinizi üfleyeceksiniz. Hayat; nefesinizin yettiği kadar.
Başka kadınların çaresizliklerine öfkelenen kadınlar muhakkak kendi çaresizliklerine öfkeleniyordur.
Bakma sen söylediklerine, insan kendini feda etmek ister.
Hayalinden daha eksik olma, beni utandırma. Gel.
Çünkü burada insanlar bir yanlışlık gibi ölüveriyor. Sen bir yanlışlık olamayacak kadar güzelsin.
İnsan çok yalnızken, bir tane daha kendinden doğuruyordu içinde; korkma desin diye.
Her şeyi görebilecek kadar yakında, günü gelince çekip gidebilecek kadar uzakta durmayı iyi bilirim.
Herkes kendi günahını unutur; ama kimse alacağı intikamı unutmaz.
Benim ölüm ve acı üzerine şiirlerimi kim okumak isteyebilir ki? Ben, ne papatyaları anlatabiliyorum senin gibi, ne de devrimi, ben acıyla meşgulüm deniz. Anladın mı?
Anlasana, biz yokuz aslında. Yani ellerimiz hiçbir zaman temiz olmadı. Yok yere topuklu ayakkabılar giymeyi öğrendik, kitaplar okuduk ve dolma sarma dersine çalıştık. Psikoloji ve sosyoloji okuduk ve bol bol sustuk.
İsyankâr iyiliğim, kötülük gibi geliyor kulağa.
Bir insan bir insanda başka bir hayatın kapısını görünce âşık olur.
Hayatı siz kuracaksınız. Nefesinizi üfleyeceksiniz. Hayat… Nefesinizin yettiği kadar.
İktidar, gücü zayıfladığı için şiddeti devreye koyar.
Bazı anlamlar, bazı yaşları bekliyor, sanırım.
İnsan, her şeyi unutuyor da, en ihtiyacı olduğu zaman yanında olmayanı, aklını kaybetse unutmuyor.
Bütün aşklar budur. Aşk, kadınlar yorulunca biter. Kadınlar bir adamı değil, bir mezarlığı terk eder.
Bir acıda, bir sevinçte, bir kavgada, bir hikâyede erimek ister.
Belki kafam patlayacak bir gün. Çünkü hiçbir şeyi unutmuyorum ben.
İnanacaksın dediklerinde, hücrelerimin endoplazmik retikulumuna kadar inandım.
Amira, bize kadınları nasıl seveceğimizi anlatan bir kitap lazım. Yoksa hep böyle şapşal ve kavruk kalacağız. Bize kadınların nefesini genişletecek, o nefesin rüzgarına yelken açmamızı öğretecek bir kitap lazım. Yoksa ne kadar sevilsek tamir olmayız.
Ne yaparsan yap sadece bir hikâye kalıyor geriye.
Kurnazlığı zekâ zannedenlerin topraklarında nezaketiniz sizi aptal gösteriyor olabilir. Aldırmayalım.
Dilini bilmediğin bir yerde ağlamak fenadır. Çünkü seni, senin dilinde susturacak kimse yoktur.
Bir şehrin açık hava çiçekçilerinin başına gece bekçilerinin dikilmesi , şehirde hala çiçek çalmayı düşünen insanların olduğunu gösterir.
Ölümü böyle iç cebinde sevgilinin resmi gibi taşıyan memleketler cenazeleri niye hep hazırlıksız karşılarlar? Bu iğrenç desenli, pis battaniyeler.
Hiçbir şey beklemediğini söyleyenler en çok bekleyenlerdir aslında.
Bu ülke merhametini lütfetmeden önce insana muhakkak diz çöktürür.
Aşk, kadınlar yorulunca biter. Kadınlar bir adamı değil, bir mezarlığı terk eder.