Ahmet Kaya Sözleri

Sizler için aşağıda harika Ahmet Kaya Sözleri sözlerini derledik. Bu içerik, kısa ve uzun seçeneklerle etkileyici bir şekilde duygularınızı ifade etmenizi sağlıyor. Yeni ve güzel ifadelerle zenginleştirilmiş bu Ahmet Kaya Sözleri, sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak dikkat çekmenize yardımcı olacak. Unutmayın, asksozlerikisa.com.tr de bulacağınız bu sözlerle, günlük mesajlarınıza anlam katabilirsiniz.



Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun.
Dostlukmuş. Ölüme yürümekmiş. Üstüne titremekmiş. Vefaymış! Aşk dediğin zavallı bir kapıyı duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış!
Dibine vurmuş gecelerden geldim. Yalanım yok. Bir cebimde küfür bir cebimde çocuklara şekerle yaşadım. Hepimizin gurbetindeyim şimdi.
Sensiz isyan ettim her an dünyam kahır dünyam zindan yine başım duman duman olmadan gel.
Hesabım kalsın mahşere elimi yıkar giderim.
Siz benim neden sustuğumu nerden bileceksiniz.
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar.
Hey gönül gene bu gece kederim geceden yüce. Gel susalım beraberce böyleymiş kara yazımız.
Söyle ay doğmadan düşmesin yaş gözüme.
Bu dağlara bu yollara toz eyledi aşk beni. Ben yanarım aşk için ben yanarım gül için.
Ceketimi yağmurlara astığımdan beri tehlikeli şiirler yazar dünyaya sataşırım.
Bu hasretlik kalır gitmez teninde! Eksilmez acılar ezik yüreğimde.
Acılardan arta kalan işte bu bakışlarmış. Buğu diye gözlerimde gün batımı bulutlarmış.
Acımasız olma şimdi bu kadar dün gibi çekip gitme.
Kırmızı rujlu sokakların aşağılık pazarlıkların adı anılmayacak benle. Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım başkaldırıyorum.
Sırtını duvara yaslar sırtını ağaca yaslar susarsın. Sen artık hiçbir sözü hiçbir sözü kaldıramazsın.
Varsın böyle geçsin yabancı günler varsın canımı yaksın yine yalnızlık. Seninle doluyken baktığım dünler yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.
Yalnızlığım benim pasaklı kontesim ne kadar rezil olursak o kadar iyi.
Bırak ay gitsin sen kal bu gece.
Saçlarına yıldız düşmüş koparma anne ağlama.
Bana böylesi garip duygular bilmem neye gelir nereye gider döndüm işte acı yüreğimden beynime sızar bu günde ölmedim anne.
İhanetin zincirini tutan utansın. Dönüp arkasına bakan utansın. Dost diye bağrıma bastığım insanlar arkamı dönünce vuran utansın.
Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi.
Yanımdasın susuyorsun. Susuyor konuşmuyorsun. Bakıyor görmüyorsun. Dokunsan donacağım. İçimde intihar korkusu var. Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım.
Dostum dostum güzel dostum. Bu ne beter çizgidir bu. Bu ne çıldırtan denge. Yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe.
Giden bu yolculardan en çok ben şanssızım. Ne kadar çok yaşadıysam o kadar çok yalnızım.
Ben klasik bir kadere teslim olmak istemiyorum ve öldükten sonra değil şimdi anlaşılmak istiyorum.
Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe yine de bu yangını söndüremedim.
Bir ben kaldım bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış ben.
Sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene.
Firarilerin uzmanı olmuşum bütün telsizlerde adım okunur.
Bir kenar mahalleliyim mecburen uzaktan severim…
Söyle sen neredesin ben nerde.
Dışarıda kar yağıyor benim içime yağmur.
Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya bu hep böyle böyle gider mi?
Ben hep uçurum kıyılarında dolaşmayı hep rüzgâra karşı koşmayı uğultulu bir hayatın sesini ve öfkesini ciğerlerimde hissetmeyi aşkı devrimleri başkaldırmayı muhalif olmayı cesareti sevdim. Ve böyle yaşadım.
Dün gece gördüm düşümde seni özledim anne. Gözlerinden akan bendim. Düştüm göğsüne söyle canın yandığımı anne.
Depremler oluyor beynimde.
Bir türkü mor dağların emanetidir. Firari mahpuslara bir avuç su. Bir türkü dilimi içerdekine.
Sanki gökten kar yerine kan yağıyor kar altında üşümüş bir çocuk ağlıyor. Yaşlı gözleriyle bana bakıyor akan gözyaşını içesim gelir.
Artık sigarayı günde üç pakete çıkardım. Olsun gözüm olsun. Ne olacaksa olsun!
Kokunu verirken vazomda güller yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.
Kendine iyi bak. Beni düşünme. Su akar yatağını bulur.
İki damla gözyaşımla satıldım pazarlarda kırdılar yüreğimi kırdılar azarlarla sürgünlere yolladılar sabah dörtte yağmurlarla. Ben yandım siz yanmayın ALLAH aşkına.
Ben giderim geri gelmem benden sonra kalan kalır.
Giderim buralardan giderim bir akşamüstü. Umurunda olmaz umurunda olmaz umurunda olmaz bilirim.
Söyle yağmur söyle. Değmeden yüreğime. Söyle gökyüzüne. O nerde.
Sonbahar damlardı damlarımıza biz seninle sararırdık. Aydınlansın diye şu kirli yüzler biz durmadan savaşırdık.
Arka cebimde iki metrelik kefenim duruyor. Her an hazır ve nazır. Ölürsem hayatımda istediğim bir tek şey var. Asla bu ülkeyi sevmiyor demesinler asla yani. Ben Edirne’den Ardahan’a kadar bu ülkeyi çok sevdim.
Beni bilimle anla iki gözüm felsefeyle anla ve tarihle yargıla.
Sakin göllerin kuğusuyduk olmasaydı sonumuz böyle.
Birazdan kudurur deniz.
Kısa çöp uzun çöpten hakkını alır elbette.
Gözüm yaşarıyor yüreğim yanıyor olmasaydı sonumuz böyle.
Şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın.
Bazen bir uçurum kalır bazen de martıların ardından. Velvele koparan bir leş kalır bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
Ölümü özledim anne yaşamak isterken delice.
Bizi zaman yenecek ve anılar kalacak.
Sensiz geçmiyor bu günler biliyor musun? Yüreğine beni beni soruyor musun? Öyle yalnız yalnız kaldım biliyor musun türküler söyledim sana duyuyor musun?
Şimdi bütün iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum.
Parmak uçlarına değen sıcaklık incinen bir hayatın yarasıdır.
Dedim ya hiç yoktan susturuldu şarkımız.
Haykırsam duyamazsın. Çağırsam gelemezsin. Yürekten sevemezsin sen.
Bozar mı sandın acılar?
Firarilerin uzmanı olmuşum bütün istasyonlarda afişim durur beni bir çocuk bile vurur.